Kadınlar Camilerde…

Birkaç ay önce bu köşede ‘haydi Kadınlar Cuma’ya’ başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazıyı şöyle bitirmiştim:

“Öte yandan kadınlar cumaya gitmemekle, evlerinde oturuyor değiller. Müslüman kadınlar ‘Dindarlık’ yaşama ihtiyaçlarını ‘Merdiven altının altı/ mafyatik dinsel grupların istismar aracı’ haline geliyorlar. Özellikle de cinci, muskacı, üfürükçü, tükürükçü, sidikçi, mehdici, ajan… Sapıkların en büyük tedarikçileri/ müşterileri ‘Amman fitne olmasın’ diye camilerden uzak tutulan kadınlardır…

…Eş durumundan sapkın gruplara ‘Odun taşımak’ istemiyorsak, hayatımızın tüm sosyal alanlarına katılan kadınlarımızın usulünce camiye de girmesi elzemdir.

Tiz ‘Haydi Kadınlar Cumaya’ kampanyası başlasın.”

Ben bu yazıyı yazmadan önce (Ekim ayında) Müslüman kadınlar arasında başlayan ‘Kadınlar Camilerde’ hareketi gönüllüleri birkaç gün önce Fatih Camii’ndelerdi. Medyadan öğrendiğimize göre, ‘Geçtiğimiz hafta bir cami görevlisi tarafından caminin dışına çıkarılan bir kadının hakkını savunmak için Fatih Camii’ne gelmişler. Ve kadınlara ayrılan bölümde değil de erkeklerin namaz kıldıkları yerde namaz kılmışlar, cemaate uymuşlar. Çünkü bahse konu kadın erkeklerin bulunduğu yerde durmuştu. Onlar da tam o noktada namaz kıldılar. Kadınlar ilk kez erkeklerin de bulunduğu yerde namaz kılıyorlar.

Gelenler arasında yazar, Yıldız Ramazanoğlu da vardı. Şöyle diyordu Ramazanoğlu: (Mealen)
Biz patlamış ampullerin olduğu yerde, kenarda, köşede, namaz kılmak istemiyoruz, Biz tam şurada, şu güzel mekanda şu sanat eserinin altında namaz kılmak istiyoruz.

Bu kadınlar feminist değillerdi. Bu kadınlar bildiğimiz dindar, örtülü, mütedeyyin kadınlardı. Hani bir dönem erkeklerle karışık namaz ya da cenaze namazı kılmayı talep eden kadınlar gibi değillerdi. Onlar camilerde kendilerine ayrılan yerlerin iyileştirilmesini isteyen Müslüman kadınlardı.

Namaza katılan başka bir hanım da şunları söylüyordu:
“Camilerde, genelde bizlere camilerin ardiyeleri ayrılıyor. Süpürgelerin olduğu, kırık eşyaların konulduğu, klimaların olmadığı, ısıtıcıların olmadığı mekânlar ayrılıyor. Ve bu çok rahatsız edici bir durum. Çünkü siz kendinizi camide hissetmiyorsunuz. İtilmiş hissediyorsunuz. Dışlanmış hissediyorsunuz. Cemaatle bütünleşemiyorsunuz.”

“Dışarıya çıkan, işte çalışan, ya da herhangi bir şekilde pazara giden, yani evinin dışına çıkan her kadının, her Müslüman erkeğin olduğu gibi camilerde namaz kılmaya ihtiyacı oluyor.  Camilerin bir toplumsal merkez haline gelmesine ihtiyaç var.”

Kadınlar Camilerde hareketi katılımcıları olan Müslüman hanımlar Ekim ayından beri kampanyayı yürütüyorlar. Her hafta bir camideler. Bursa’da bu kampanya var mıdır, bilmiyorum. Ama umarım olur.

İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz: “Kadınların camide ibadet etme talepleri elbette ki meşrudur. Din, herkesin dinidir. Kadınların bu tür talepleri ‘Asr- Saadet’te var olan bir şeyin canlanması demektir. Asr-ı Saadette cami sadece erkeklerin, sadece orta yaşlıların ya da sadece şunların bunların değildi. Yani Cami hayatın merkeziydi. Orası bir mektepti…”  demiş. Çok güzel de söylemiş. Önümüzdeki günlerde İstanbul camilerinde kadınların da ‘Birinci sınıf Müslüman’ gibi hissedecekleri düzenlemelerin yapılması için çalışmalara başlayacaklarının müjdesini verdi.

Her şeyi kategorize edenler olacağı gibi bu hareketi/ kampanyayı de kategorize edecek bağnazlar çıkacaktır. Bu Müslüman kadınlar sadece Allah’ın ve Resulünün tanıdığı hakkı ayrımcılığa tabi tutulmadan kullanmak isteyen ‘Şuurlu hanımlar’dır. Erkekler ile karışık namaz kılmayı savunmuyorlar. Camilerde namaz kılarken ‘İtilmiş’ gibi hissetmek istemiyorlar.

Bu hareketi kadınların kıyamı/ dirilişi  ve dolayısıyla da çocukların da camilere gelişi açısından umut verici bir gelişme olarak destekliyorum.

Allah kabul etsin.

Kaynak: Ahmet  Günaydın / Şehir Medya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir