Kadınlar, Çiçekler ve Namaz

Senelerdir yaşadığım bir problem var. Sokağa çıkıyorum. (Çünkü insanım, insanlar sokağa çıkar.) Vakit geliyor ve namaz kılmam gerekiyor. En yakınımdaki camiye gidiyorum. Abdestim yoksa o -çoğunlukla- kokudan durulmayacak kadar pis kadınlar lavabosunda soğuk suyla abdest alıyorum. Ardından camiye giriyor ve girer girmez “Kadınlar bölümü şurada.” diye parmakla gösterilen hücrelerde namaz kılmak zorunda kalıyorum. Camiyi boş bulup “erkekler” bölümünde kılmaya kalkışınca da bin çeşit azar ve kovulmaya maruz kalıyorum. Bir camiye her girişimde benzer stresleri yaşamaktan çok sıkıldım. Bunun için taktik bile geliştirdim. Eğer bir camiyi seyretmek, öpmek, koklamak, hissetmek istiyorsam imkanım olursa öğleden önce gitmeye çalışıyorum. Ortalıkta beni kovacak pek kimse olmadığından rahat rahat hareket edebiliyorum.

Benzer sorunları yaşayan pek çok Müslüman kadın olduğunun farkındaydım aslında. Ama bir topluluk oluşturup bu sorunlara çözüm aramak aklıma gelse de bir şekilde harekete geçememiştim. Neyse ki bir grup kadın bununla ilgili adım attı ve “Kadınlar Camilerde” isminde bir oluşum başlattı. Her cuma, farklı bir camide cuma namazına gidiyorlar, yine cuma akşamları Mihrimah Sultan Camisi’nde buluşup tanışıyor, görüşüyorlar. Aynı zamanda camilerde maruz kaldıkları sorunları paylaşıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde ise Fatih Camisi’nden caminin imamı tarafından kovulan bir kadın arkadaşın yaşadığı durumu protesto etmek amacıyla, onun kovulduğu yerde namaza durdular. Sanırım bu olay epey ses getirmeyi başardı. çok şükür, sonunda görünmeye başladık.

Ben de yaşanan olayın etkisiyle kısa bir hikâye yazmıştım. Tek elden çıkan, üstüne çok da düşünülmemiş bir metin. Ama burada da paylaşmak istedim.

Keyifli okumalar dilerim.

“Anne baaaak çiçekler yürüyor.” dedi.

Anne önce inanmaz tavırlarla yürümeye devam etti. Ayşe, anne ona inanmadığı için gücenmişti. “Anne, anlamıyorsun, bak, karşıda işte, şurada kocaman sarı çiçekler yürüyor. Hem de bir sürü!” Ayşe’nin söylediklerinden ziyade korna seslerinin sebebini merak ettiğinden başını sağa çevirdi anne. O da ne? Yanlış mı görüyor? Bu bir reklam kampanyası ya da film sahnesi olabilir mi? Sorduğu da soru! Çiçekler sahiden yürüyor olamaz ya!

Şimdi mimozalar emin adımlarla yolun az ötesindeki camiye giriyor. Ayşe ise annenin kolunu çekiştiriyor. “Anne, lütfen bakalım, lütfen.”

Anne önce bir nazlanıyor. Oysa o da mimozaların ne yapacağını çok merak ediyor.
Mimozalar önde, Ayşe ve anne arkada.

Mimozalar camiye giriyor, peşlerinden Ayşe ve anne.
Cemaat namaz kılmak için saf tutmaya hazırlanırken mimozalar da onlara katılacak oluyor. Bir ihtiyar sesleniyor:

“Kadınlar bölümü burası değil kardeşim, dışarıda.” Mimozalardan biri:
“Biz kadın değiliz ki.” diyor.
Cemaat içinden homurtular yükseliyor.
“Yalan söylüyorlar, kadınlar işte. Kandırıyorlar.”
“Dinde kadınlarla yan yana saf tutma yok efendiler. Ama çiçekler hakkında bir hüküm var mı bilmiyorum.”
“En iyisi imam efendiye soralım, fetva versin.”
En sonunda imam efendiyi çağırıyorlar.
“Sorun nedir efendim?”
“Bu kadınlar, pardon çiçekler bizimle aynı yerde saf tutmak istiyor.”
“Olmaaaz, kadınlar bölümü dışarıda, buraya nasıl girersiniz, giremezsiniz. Çıkın çabuk.”
“Ama biz kadın değiliz ki.”
“Ama kadınlar çiçektir. O zaman çiçekler de kadındır.”
“Hayır efendim kabul etmiyoruz. Biz burada, sizinle aynı kubbenin altında namaz kılmak istiyoruz. Caminin mimari lezzetini almak herkesin hakkı. Çiçeklerin de!”
“Ben caminin imamıyım ve size burada duramayacağınızı söylüyorum. Şeytan insanın damarında gezer diyor peygamberimiz, siz ondan iyi mi bileceksiniz?”
“E tamam işte, şeytan sizin damarlarınızda geziyor. Biz çiçeğiz.”
“Hayır efendim, bu bölümde yalnızca erkekler namaz kılabilir, çiçek miçek anlamam ben. Siz neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?”

Ayşe annenin elini sıkı sıkı tutmuş olanları izliyordu. “Çıkalım mı anne artık.” diyebildi.
Mimozalar, anne ve Ayşe camiden çıkıyor, kalanlar ise namaza duruyor.

Gökçe Özder

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir