Şehzadebaşı Camii’nde Cuma Namazı

Geçtiğimiz hafta Cuma namazını Şehzadebaşı Camii’nde kılan Feyza’dan.
“Cumalara (ve bayram namazlarına) gitmeyi doktora için gittiğim İngiltere’de alışkanlık edindim. Cuma’nın kadını erkeğiyle tüm Müslümanlar için bir buluşma, cemaat olma, dayanışma ve ruhen tazelenme mekanı olarak işlev gördüğü (yani belki de tam amacını yerine getirdiği) bu deneyimden mahrum kalacak olmak İngiltere’den ayrılırken en üzüldüğüm şeylerden biriydi.
Türkiye’deki ilk Cuma namazımı ise geçen hafta Şehzade Camii’nde kıldım. Caminin avlusunda diğer arkadaşlarla buluşmayı beklerken içeri giren kadınları merakla izledim. Kadınlar için camiye devamlı gitmenin yaşlılık ile özdeşleştirildiği (ama her nedense camilerin kadın kısımlarının pek yaşlılar düşünülerek tasarlanmış gibi görünmediği) memleketimizde Cuma’ya gelen kadınların çokluğunu ve çeşitliliğini görmek heyecan vericiydi: Yaşlılar, orta yaşlılar, gençler, çocuklar, Türkiyeliler, Suriyeliler vs.
İçeri girince kadınlar kısmının tamamının Cuma dahil kadınlara tahsis edilmiş olduğunu görüp sevindim. Şehzade’nin kadınlar kısmı caminin içinde paravanlarla ayrılmış bir kısımdır. Her ne kadar paravanların üstüne kumaşlar örtülüp caminin ön kısmının görülmesi engellenmiş olsa da aynı kubbenin altında, aynı caminin parçası olma hissi verir. Yani az da olsa hakiki bir cemaat olma.
Dikkatimi çeken diğer bir şey cami kalabalıklaşınca erkeklerin kadınlar kısmı paravanının dibine kadar dolması oldu. Hani ne zaman Peygamber döneminde caminin kadınlar ve erkekler için yatay değil dikey olarak ayrıldığından bahsedilse meselenin fıkıhtan çok “toplumun buna hazır olmaması” olduğu cevabını alırsınız ya; bana kalırsa toplum buna hazırdı Doğrusu kadınlarla aynı hizada (hatta yukarıda balkonda, kadınların fiziken gerisinde) kılmak erkeklerin umurunda bile değildi.
Namaz bitip kalabalık dağıldıktan sonra bu huzurlu camide bir süre daha kaldım. Bir şey derler mi tedirginliğiyle de olsa paravanlı kısmın dışına çıkıp mimberin yanında iki rekat namaz kıldım. Namazı bitirdiğimde biraz ötemde bir başka kadının da kılmakta olduğunu gördüm. Ne mimber yanında namaz kılarken ne de daha sonra büyük avizenin altında oturup dua ederken kimse tarafından rahatsız edilmedim.
Hani derler ya “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlar” diye… Cemaat olmaya en çok ihtiyaç duyduğum şu zamanlarda az da olsa o hissi tadabilmek güzeldi. İnşallah bu hissi hiç tedirgin olmadan yaşayabileceğimiz günlere ulaşma dileğiyle…”