Teravih’te Giden Elektirik

Kuzguncuk sahil üzerindeki kilise ile caminin yanyana olduğu yeri herkes bilir. Kuzguncuk’ta yaşadığım bir dönem her akşam iftarı yapıp o camiye giderdim. Öncelikle caminin mimarisine dair kısa bir paylaşımda bulunayım, giriş kapısı kadın ve erkek için ortak. Ayakkabıları çıkardıktan sonra paravanların arkasındaki açık alandan geçiş yapılan ayrı bir bölme var orası kadınlar tarafı. Caminin ana bölümünden izole edilmiş bir yer. Dolayısıyla imamın sesini duyurmak için son teknoloji bir ses sistemi var. Hoparlörden gelen ses eşliğinde hanımlar namazlarını kılıyor. Cami zaten fazla büyük olmadığı için, kadınlara ayrılmış bölüm de fazlasıyla küçük. Burada cemaatle kıldığınız bir namazı, çok rahat evlerinizde bir araya gelerek internet ortamından takip ettiğiniz bir imam eşliğinde kılabilirsiniz. Yine de cami olması, herşeye rağmen uhrevi bir havasının olması, ve tabii ki sahilden gelen deniz kokusu eşliğinde namaz kılma imkanları bir arada düşünüldüğünde oldukça çekici bir tarafı var. Ama bu kadar teknolojiyle ayakta duran bir teravih namazı, elektiriklerin gitmesiyle beklenmedik bir çok komedinin peşpeşe yaşanmasının önünü de açacaktır. Teknolojiye iman ettiğimiz bugünlerde aksini düşünmek, ya da ihtimalleri göz önünde bulundurmak ne yazıkki pek mümkün değil. Herneyse lafı fazla uzatmayayım ve yaşadığım macerayı kısaca sizlere aktarayım.

Teravih namazının ortasında, belki 12. Rekatı kıldığımız sürede, aniden elektirikler gitti. Dolayısıyla ortalık bir anda karardı, ve hoparlörden gelen o ‘mübarek’ ses de karanlığın içinde kayboldu gitti.Kadınlar bölümünün caminin ‘esas’ kısmından soyutlandığını tekrar etmeme gerek yok. Bu yüzden elektrikler aniden gidince soyutlanmış kadınlar olarak, içinde bulunursak yüksek ihtimalle cehennemde yanacağımız erkek cemaatinin olduğu yerden gelen kısık sesi duymak için kimsenin çıtını çıkarmadığı bir sessizliğe büründük sanki aramızda gizli bir anlaşma yapımışız gibi. O uzaktan gelen sese kulak kesilerek, rükûyu, secdeyi, ve selami hesaplamaya çalıştık. Bildiğimiz üzere teravih namazlarında her rekattan sonra hep bir ağızdan salavat-I şerif okunur, ben de hazır erkekler tarafından ses gelmiyor, “haydi hanımlar hep birlikte” diye başlayacak oldum, yandan bir teyze “sus kızım sesimiz yan tarafa gitmesin, allah muhafaza” dedi. Çünkü onun için kadın tarafından erkek tarafına giden en ufak ses bile, cehennemin kapılarını bizlere açmak için yeterliydi. Neyse dedim, bari kalkayım da şu şaltere bir bakayım, normale dönsün ibadetimiz. Tam iskemle çektim üzerine çıkacakıim, “kızım dokunma sakın, çarpılırsın Allah muhafaza” dedi başka bir teyze, “erkek işi o” diye de ekledi. Beni bir gülme tuttu, kadınlara çarpılmak bile yasak, vay be ne “mübarek” varlıklarız dedim içimden. Neyse ki, birkaç dakika içinde elektrik geldi, ve son teknoloji eşliğinde ibadetimizi yerine getirip olaysız dağıldık.

Bu komedinin neticesinde söylemek istediğim, müslümanlar için ortak bir alan olan camiinin kadın için ve erkek için farklı mekanlara dönüştürülmesi, İslami herhangi bir dayanağı olmayan ancak İslamı erkek egemen bir dine dönüştürmeyi kendine görev bilmişlerin çabalamasının hazin bir sonucudur. Ve bu algı en temelde kadının gizlenmesi gereken bir varlık olduğu düşüncesiyle beslenmiş, neticede en somut haliyle camilerin kadn ‘mahfil’lerinde kendini göstermiştir. Günümüz erkek egemen İslam algısına dair de önemli ipuçları vermektedir. O yüzden cami tecrübelerimizi paylaşmanın bu algının kırılmasında önemli bir rolü olacağı düşüncesindeyim.